Türkiye’nin zirve noktasından korkutan haber!

Türkiye’nin zirve noktasından korkutan haber!

Dünya genelinde etkili olan küresel ısınma ve iklim değişikliği beraberinde riskleri de getiriyor. Bu risklerden biri de buzulların erimesi. Türk Coğrafya Kurumu da iklim değişikliğinin Türkiye’deki buzullarına etkisini gözlemlemek için Hakkâri’deki Cilo Dağları’nda 5 günlük arazi çalışması yaptı. Coğrafya öğretmenlerinden oluşan ekip, 1950 metrelerdeki Yüksekova’da sazlık ve bataklık alanları gezdi, 3794 m yüksekliğindeki Sat Dağları’nın buzul göllerini gözlemledi. Daha sonra Cilo Buzul Vadisi’ndeki buzullara ve şelale bölgesine çıktı. Kuraklık nedeniyle buzullardaki gerilemeleri yerinde gözleyen ekip, 3050 metredeki Gelyano Buzul Gölü’nü inceledi. Aktif buzullar, enine buzul çatlakları, erime öncesindeki eski buzuldan geriye kalan buzul çizikleri ve buzul cilalama izlerini gören ekip, yaylalardaki otlaklarda sürü sahipleri ile sohbet etti.

ERİME ÇOK HIZLI

Milliyet’ten Gökhan Karakaş’ın haberine göre; Türk Coğrafya Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ertek, gözlemlerini Milliyet ile paylaştı. Bölgenin doğal zenginliklerinin korunması için buradaki buzullarda erime tespit ettiklerini söyleyen Doç. Dr. Ertek, bölgedeki tespitlerini paylaştı:

“Buzullar, buzul vadileri ve buzul gölleri iklim değişikliğinden olumsuz etkilenmeye devam ediyor. Hayvanlarını otlatan köylüler, yüksek dağ zirvelerindeki buzul aşındırması göllerinde geçen yıllarda daha fazla buzul olduğunu söyledi. Cilo’nun kuzey buzullarında ciddi erime tespit ettik. Buzulların, oydukları çanaklara çekilerek gittikçe küçüldüğünü ve buzul dillerinin gerilediğini gördük. 18 bin yıl önce Pleistosen Buzul Çağı’nda 10 kilometreyi bulan Suppa Durek (Erinç Buzulu) Buzulu, 1948’de Sırrı Erinç hocamız 4 km ölçtü. 73 yıl sonra biz yüzde 75 kütle kaybı gördük. Kayıp öylesine hızlı ki 2009’da 1.5 km’lik buzul uzunluğu şimdi 900 metreye kadar düştü.

Mustafa Varol, 1948’de Erinç Buzulu’nun 1.78 kilometrekare olduğunu 2017 de ise 0.54 kilometrekareye düştüğünü belirlemişti. Şimdi bu alan daha daraldı. Ülkemiz buzulları (Ağrı Dağı örtü buzulu dışında) vadi ve kaya şeklindedir. Bize göre Türkiye buzullarının tamamı ablasyon yani kayıp erime dönemini yaşamaktadır. Güneş ışınlarının geriye yansıtılması için Doğu Karadeniz, Orta Toroslar ve Cilo’daki aktif buzullarda nanotekstil örtüler kullanılabilir. İtalya Psedana Buzulu’nda erimeye karşı muşamba kullanılmıştı. Bizde de buzul erimelerine karşı önlemler alınmalı.”

Prof. Dr. Sırrı Erinç (solda), Suppa Durek (Erinç) Buzulu’nu 4 kilometre ölçtü. Türk Coğrafya Kurumu 73 yıl sonra aynı buzulda ölçüm yaptı ve 2009’da 1.5 kilometre olan buzul uzunluğunu 2021’de 900 metreye gerilediğini tespit etti.

‘ÖRTÜLER KULLANILMALI’

Türkiye’nin Ağrı Dağı’ndan sonra 4135 metrelik yüksekliğiyle ikinci yüksek doruğu Cilo Dağları’ndaki Uludoruk (Reşko Tepesi); dört mevsim erimeyen karları, buzul örtüsüyle bilim insanlarının gözlem yapmasını sağlıyor. Altı tepesiyle özellikle coğrafyacılar açısından açık hava laboratuvarı olan Cilo, Türkiye’nin güneydoğu sınırını oluşturan Hakkâri’de bulunuyor. Türk Coğrafya Kurumu ekibi, 5 günde güneydoğu torosların uzantısı olan Sat Dağları, Sümbüldağ, Mor Dağ ve Cilo Dağı’nda derin vadiler açan Büyük Zap Suyu gibi akarsular da izlendi, kayaç ve fosil örnekleri toplandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir